Sunday, June 3, 2007

Secret

Hayatımda hiç nasıl mutlu olunur, iş dünyasında başarılı olmanın 50 yolu vs. tarzı kitaplar okumadım.

Hayat felsefesi ile alakalı olan hiçbir şey ilgimi çekmedi.

Belimdeki rahatsızlıktan dolayı, doktor tavsiyesi ile başladığım ve çok sevdiğim yoganın bile felsefik kısmını sürekli es geçtim.

Dahası, böyle şeylerle ilgilenen insanları hiç anlamadım, onları eleştirdim, hatta onlarla için için dalga geçtim.

Ta ki, hayatımın gidişatından çok da memnun olmadığım bir noktaya gelene kadar.

Hem de istediğim herşeyi elde ettiğim, çok da mutlu olmam gerektiği halde.

Dün Hürriyet'te bu röportajı okudum.

Ve kafamda bir ışık çaktı.

Yoksa mutsuzluğu çağıran ben miydim? Kendimi sürekli kötü hissederek, mutsuzluğa ben mi davetiye çıkarıyordum?

Hemen sözü geçen bu kitabı aldım.

Ve hayatımda ilk defa hayat felsefesiyle alakalı bir kitap okudum.

İçin için bildiğim herşeyi bir de kitaba onaylattım.

Mutluluk dediğin şeyi kendin yaratıyordun, tabii mutsuzluğu da. İstediğim zaman mutlu olmak benim elimdeydi. Tabii mutsuz da. Yani ben mutsuz olmak istediğim için mutsuz oluyordum.

Dehşete kapıldım, ben deli miyim dedim, hemen silkelendim ve kendime geldim.

Kitabı size de tavsiye ederim.

Her ne kadar, kitabın, mutluluğu para, başarılı kariyer, zayıf olmak, aşkta istediğini elde etmek olarak formüle etmiş olması beni rahatsız etse de, şunları şunları yap tüm bunları elde et şeklinde özetlenebilecek olan tarzını beğenmemiş olsam da, mutlu olma sanatına güzel bir başlangıç olabilir bu kitap. Yani bir nevi "happiness for dummies" kitabı bu.

Ben şahsen bu kitabı bir başlangıç kabul ediyor, kitaptaki sırrı yüzyıllar önce keşfetmiş olan Rumi'ye yönelmeye karar vermiş bulunuyorum.

Ve yazımı Rumi'nin, Haşmet Babaoğlu tarafından (Allah'ım neler oluyor bana, Haşmet Babaoğlu'nu referans gösterecek kadar iyimser bir ruh halindeyim) gündeme getirilmiş olan şu sözleriyle bitiriyorum:


"Sen düşünceden ibaretsin. Geriye kalan et ve kemiksin. Gül düşünür, gülistan olursun. Diken düşünür, dikenlik olursun"

3 comments:

Aslı said...

Çok güzel özetlemişsin, gerçekten de kalp kalbe karşıymış :)

anne said...

Rumi, Rhonda, Nil Gün..hepsi ve çoğu öğreti aynı şeyi, biraz farklı tarzlarda söyleyip duruyorlar.Neresinden, kimin elinden hayatına kabul edersen :)Ama malesef bilmek yapmak, uygulamak için yeterli olmuyor.bir yerlerde bi bakıyorsun yeni bildiğini unutmuş, hep bildiğini okuyorsun..keşke hep o 'her şey elimde' ruh haliyle gezebilsek..

Nihan said...

Asli,
Senin yorum da cok ilgincti.

Anne,
HAklisin, gunluk hayatin icinde surekli o ruh halini korumak cok zor. Ama ben son zamanlarda o kadar kotu hissettim ki, bana cok iyi geldi, en azindan bir cikis yolu oldugunu bilmek...